Parotis bezi nedir?

Parotis bezi, insan vücudunda yer alan en büyük tükürük bezidir ve her iki kulak önünde, çene kemiği ile yanak arasında konumlanır. Ortalama 15–30 gram ağırlığında olan bu bez, tükürük üretiminde önemli bir rol oynar. Günlük yaşamda yiyeceklerin çiğnenmesi, yutulması ve sindirilmesinde büyük görev üstlenir. Parotis bezi yalnızca sıvı salgılamakla kalmaz, aynı zamanda ağız içi dokuların nemli kalmasını sağlar, ağız sağlığını korur ve dişlerin çürümesini önlemeye yardımcı olur. Bu bezin içerisinde yüz sinirinin ana dalları da geçtiği için, parotis bölgesi aynı zamanda cerrahi açıdan oldukça hassas bir bölge olarak kabul edilir.

Parotis bezi ne için kullanılır?

Parotis bezinin temel işlevi, sindirim sisteminin başlangıcı olan ağız boşluğuna tükürük salgılamaktır. Bu salgının içinde su, elektrolitler, enzimler ve bağışıklık sistemini destekleyen bazı maddeler bulunur. Özellikle “amilaz” enzimi, karbonhidratların sindiriminde önemli rol oynar. Parotis bezinin ürettiği tükürük, yiyeceklerin parçalanmasını kolaylaştırır, tat alma duyusunu destekler ve yutma sürecini rahatlatır. Ayrıca ağız içindeki bakteri oluşumunu azaltarak ağız kokusunu önler. Yeterli tükürük salgılanmadığında ağız kuruluğu, diş çürükleri ve yutma güçlüğü gibi sorunlar ortaya çıkar. Bu nedenle parotis bezi, hem sindirim sağlığı hem de ağız ve diş sağlığı açısından hayati öneme sahiptir.

Parotis bezi tümörü ameliyatı nasıl yapılır?

Parotis bezi tümörleri iyi huylu ya da kötü huylu olabilir ve çoğu zaman cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Ameliyat sırasında hasta genel anestezi altına alınır ve kulak önünden başlayan, çene altına doğru uzanan bir kesi yapılır. Bu kesiden girilerek parotis bezine ulaşılır. En önemli nokta, yüz sinirinin korunmasıdır çünkü bu sinir mimik kaslarının çalışmasını sağlar. Cerrah, sinire zarar vermeden tümörü ve gerektiği kadar bez dokusunu çıkarır. İyi huylu tümörlerde genellikle bezin yalnızca yüzeysel kısmı alınırken, kötü huylu tümörlerde daha geniş bir çıkarma işlemi yapılabilir. Ameliyat sonrasında hasta birkaç gün gözlem altında tutulur ve iyileşme süreci dikkatle takip edilir.

Parotis bezi derin lob tümörü ameliyatı nasıl yapılır?

Parotis bezinin derin lobunda bulunan tümörler, yüzeysel lob tümörlerine göre daha zor ve karmaşık ameliyatlar gerektirir. Bu bölgede yüz sinirinin dalları daha yoğun bulunduğu için cerrahinin titizlikle yapılması gerekir. Ameliyat sırasında yine kulak önünden başlayıp çene altına uzanan bir kesi yapılır ve önce yüzeysel lob dikkatlice ayrılır. Ardından yüz sinirleri korunarak derin lobtaki tümör çıkarılır. Gerektiğinde sinir monitörleri kullanılarak operasyon güvenliği artırılır. Derin lob tümörleri genellikle daha büyük ve riskli olabileceği için cerrahi süresi daha uzun olabilir. Ameliyat sonrası dönemde de yüz kaslarının hareketleri düzenli olarak kontrol edilir ve hastaya özel rehabilitasyon programları önerilir.

Tükürük bezi tümörlerinde boyun disseksiyonu hangi durumlarda gereklidir?

Tükürük bezi tümörlerinde boyun disseksiyonu, yani boyundaki lenf bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması, her hastada uygulanmaz. Bu işlem daha çok kötü huylu tümörlerde ya da tümörün boyun lenf bezlerine yayıldığı düşünüldüğünde gereklidir. Özellikle yüksek dereceli malign tümörlerde, görüntüleme yöntemlerinde lenf bezlerinde büyüme görüldüğünde veya biyopsi sonuçları yayılımı işaret ettiğinde boyun disseksiyonu yapılır. Amaç, tümörün bölgesel yayılımını kontrol altına almak ve hastalığın ilerlemesini engellemektir. Bazı durumlarda tümör yüzeysel görünse bile mikroskobik düzeyde yayılım olabileceği için cerrahlar önlem amacıyla da boyun disseksiyonu yapabilir. Bu işlem, hastalığın seyrini doğrudan etkileyen önemli bir cerrahi adımdır.

Parotis bezi ameliyatının riskleri nelerdir?

Parotis bezi ameliyatı, yüz bölgesinde yer alan önemli anatomik yapılar nedeniyle dikkatle planlanması gereken bir operasyondur. En önemli risk, yüz sinirinin zarar görmesidir. Bu sinir hasar gördüğünde yüzde geçici ya da kalıcı felç gelişebilir ve mimik kaslarının hareketi bozulabilir. Ayrıca ameliyat sonrasında kanama, enfeksiyon, tükürük fistülü (tükürüğün deri altına sızması) ve yara iyileşmesinde gecikme gibi komplikasyonlar da görülebilir. Bazı hastalarda “Frey sendromu” adı verilen, yemek yerken ameliyat bölgesinde terleme sorunu gelişebilir. Nadiren de olsa tümörün tekrarlama riski bulunur.

Parotis bezi ameliyatının risklerini azaltmak için neler yapılır?

Ameliyat risklerini azaltmak için öncelikle deneyimli cerrahlar tarafından operasyonun yapılması büyük önem taşır. Cerrahi sırasında yüz sinirlerinin seyri dikkatle takip edilir ve mümkünse sinir monitörizasyonu kullanılır. Bu sayede sinirlerin zarar görme ihtimali en aza indirilir. Ameliyat öncesinde hastanın genel sağlık durumu değerlendirilir, kanama riskini artırabilecek ilaçlar kesilir ve gerekli tetkikler yapılır. Ameliyat sırasında steril koşulların sağlanması enfeksiyon riskini azaltır. Sonrasında ise düzenli pansuman, antibiyotik kullanımı ve dikkatli takip komplikasyon gelişimini engeller. Tüm bu önlemler ameliyatın güvenli ve başarılı şekilde tamamlanmasına yardımcı olur.

Parotis bezi ameliyatlarında kullanılan sinir monitörizasyonu nedir ve neden önemlidir?

Parotis bezi ameliyatlarında sinir monitörizasyonu, yüz sinirlerinin korunması amacıyla kullanılan özel bir teknolojidir. Bu sistem sayesinde cerrah, operasyon sırasında sinirlerin yerini daha net belirleyebilir ve onlara zarar vermeden tümörü çıkarabilir. Sinir monitörizasyonu, elektriksel uyarılarla sinirlerin tepkilerini takip eder ve cerraha görsel ya da işitsel uyarılar verir. Böylece yüz felci riski önemli ölçüde azalır. Özellikle tümörün sinire çok yakın olduğu veya derin lobda bulunduğu durumlarda sinir monitörizasyonu büyük avantaj sağlar. Bu yöntem, hem cerrahi güvenliği artırır hem de hastanın ameliyat sonrası yaşam kalitesini korumaya yardımcı olur.

Parotis bezi ameliyatı ne kadar sürer?

Parotis bezi ameliyatının süresi, tümörün boyutuna, yerleşim yerine, yüzeysel mi yoksa derin lobda mı bulunduğuna göre değişiklik gösterebilir. Yüzeysel lobda yer alan ve küçük boyutlu tümörlerin çıkarılması ortalama 1,5 ila 2 saat sürebilir. Ancak derin lobda bulunan, yüz sinirine yakın ya da kötü huylu olma ihtimali bulunan tümörlerde ameliyat süresi 3 ila 5 saate kadar uzayabilir. Bu uzunluğun en önemli nedeni, yüz sinirinin korunması için cerrahın çok hassas bir şekilde çalışmasıdır. Operasyon sonrası hastanın bir süre gözlem altında tutulması gerekir ve toplam süreç hastaya göre farklılık gösterebilir.

Parotis bezi Fiyatları 2026

Parotis bezi ameliyatı fiyatları, işlemin yapıldığı sağlık kuruluşuna, tümörün türüne, ameliyatın zorluk derecesine ve kullanılan teknolojilere göre değişir. Eğer işlem detaylı ses dalgası analizi, Doppler ya da ek lenf nodu incelemesi gibi ek görüntüleme gerektiriyorsa bu ücret yaklaşık 4.000 – 10.000 TL düzeyine çıkabilir.

Pleomorfik adenom – mixed tümör tedavisi nasıl yapılır?

Pleomorfik adenom, parotis bezinde en sık görülen iyi huylu tümördür ve “mixed tümör” olarak da adlandırılır. Bu tümörlerin tedavisinde tek seçenek cerrahidir çünkü ilaçla ya da radyoterapi ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ameliyat sırasında tümör çevresindeki sağlıklı dokuyla birlikte çıkarılır, böylece tekrar etme riski en aza indirilir. Cerrah, yüz sinirine zarar vermemek için özenli bir diseksiyon yapar. Ameliyat sonrası düzenli takip gerekir çünkü pleomorfik adenom nadiren de olsa tekrar edebilir. Erken dönemde çıkarıldığında genellikle kalıcı bir sorun yaşanmaz.

Warthin tümörü nasıl tedavi edilir?

Warthin tümörü, genellikle parotis bezinde görülen iyi huylu bir tümördür. Çoğunlukla erkeklerde ve sigara kullanan kişilerde ortaya çıkar. Bu tümör yavaş büyür, genellikle çift taraflı olabilir ve ağrısız kitle şeklinde fark edilir. Tedavisinde cerrahi çıkarma en güvenilir yöntemdir. Ameliyat sırasında yüzeysel parotidektomi uygulanarak tümör alınır. Tümör iyi huylu olduğu için genellikle başka bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Ancak tekrar etme olasılığı bulunduğundan hastaların düzenli olarak kontrol edilmesi önemlidir. Warthin tümörü tedavi edildiğinde genellikle hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemez.

Kötü huylu tükürük bezi tümörü tedavisi nasıl yapılır?

Kötü huylu tükürük bezi tümörlerinin tedavisinde en etkili yöntem cerrahidir. Ameliyat sırasında tümörlü doku geniş sınırlarla birlikte çıkarılır ve gerekirse boyun disseksiyonu yapılarak lenf bezleri de alınır. Yüz sinirine tümörün yayılmış olması durumunda sinirin bir kısmı veya tamamı da çıkarılabilir. Cerrahiden sonra radyoterapi ve bazı durumlarda kemoterapi uygulanarak tedavi desteklenir. Hangi yöntemin kullanılacağı, tümörün tipi, evresi ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Erken teşhis edilen kötü huylu tükürük bezi tümörlerinde tedavi başarı oranı oldukça yüksektir.

Mukoepidermoid kanser nasıl tedavi edilir?

Mukoepidermoid kanser, tükürük bezlerinde görülen en yaygın kötü huylu tümörlerden biridir. Tedavinin temel basamağı cerrahidir. Tümörün bulunduğu bölge, büyüklüğü ve çevre dokulara yayılım durumu operasyonun şeklini belirler. Genellikle tümör, parotis bezinin tamamı veya bir kısmı ile birlikte çıkarılır. Yüz sinirine çok yakın olan vakalarda cerrah büyük bir hassasiyetle çalışır, çünkü bu sinir mimik kaslarının hareketinden sorumludur. Ameliyat sonrası ek güvenlik amacıyla radyoterapi uygulanabilir. İleri evrelerde, tümörün lenf bezlerine veya uzak organlara yayılması durumunda kemoterapi de tedaviye dahil edilir. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı yüksektir.

Adenoid kistik kanser nasıl tedavi edilir?

Adenoid kistik kanser, nadir görülmesine rağmen tükürük bezlerinin en agresif tümörlerinden biridir. Bu tümör, sinirler boyunca ilerleme özelliğine sahiptir. Bu nedenle tedavide geniş kapsamlı cerrahi uygulanır. Ameliyat sırasında yalnızca tümör değil, çevresindeki sağlam doku da çıkarılır. Çoğu hastada ameliyat sonrası radyoterapi zorunlu hale gelir, çünkü mikroskobik düzeyde yayılım ihtimali yüksektir. Kemoterapi genellikle ileri evrelerde veya metastaz varlığında tercih edilir. Uzun vadeli takip bu kanserde çok önemlidir, çünkü yıllar sonra bile tekrarlayabilme özelliği bulunur.

Asinik hücreli kanser tedavisi nasıl yapılır?

Asinik hücreli kanser, genellikle parotis bezinde ortaya çıkar ve çoğunlukla yavaş seyirli bir tümördür. Tedavide ilk basamak yine cerrahidir. Tümör, etrafındaki dokularla birlikte çıkarılır ve lenf bezlerine yayılım söz konusuysa boyun disseksiyonu yapılabilir. Eğer cerrahi sınırların temizliği konusunda şüphe varsa, ameliyat sonrasında radyoterapi önerilir. Bu tümörler düşük dereceli kabul edilse de tekrarlama riski vardır. Bu nedenle hastaların uzun yıllar düzenli kontrole gitmesi gerekir. Erken dönemde yapılan cerrahi tedavilerde başarı oranı yüksektir ve hastanın yaşam kalitesini korumak mümkün olur.

Tükürük bezi tümörü ameliyatını ertelemenin sakıncaları nelerdir?

Tükürük bezi tümörlerinde ameliyatı ertelemek ciddi sonuçlara yol açabilir. İyi huylu tümörler bile zamanla büyüyerek yüz sinirine baskı yapabilir, bu da mimik kaslarında sorunlara neden olabilir. Ayrıca bazı iyi huylu tümörler uzun vadede kötü huyluya dönüşme riski taşır. Kötü huylu tümörlerde ise ameliyatın geciktirilmesi, tümörün çevre dokulara ve lenf bezlerine yayılmasına sebep olur. Bu durum hem cerrahiyi zorlaştırır hem de tedavi başarısını olumsuz etkiler. Erken dönemde yapılan ameliyat, hem hastalığın ilerlemesini engeller hem de daha hızlı ve başarılı bir iyileşme süreci sağlar.

Parotis bezi şişmesi hangi hastalık?

Parotis bezinde görülen şişlik, farklı nedenlerden kaynaklanabilir. En yaygın sebepler arasında viral enfeksiyonlar (örneğin kabakulak), bakteriyel iltihaplar ve tükürük taşları bulunur. Ayrıca parotis bezi tümörleri de şişliğe neden olabilir. Bunlar iyi huylu olabileceği gibi kötü huylu tümörler de olabilir. Otoimmün hastalıklar, özellikle Sjögren sendromu, bezin tekrarlayan şişmesiyle kendini gösterebilir. Şişlik tek taraflı ya da çift taraflı olabilir ve bazen ağrı, ateş, ağız kuruluğu gibi belirtilerle birlikte seyreder. Kesin tanı için muayene, ultrason ve gerekirse MR veya biyopsi yapılması gerekir.

Tükürük bezi hastalıklarının belirtileri nelerdir?

Tükürük bezi hastalıklarının belirtileri, altta yatan nedene göre değişiklik gösterir. En sık görülen bulgu bez bölgesinde şişliktir. Bu şişlik bazen ağrısız olurken, iltihap durumunda hassasiyet ve ateş eşlik edebilir. Tükürük taşları bezin kanalını tıkadığında yemek yerken bezde ani şişlik ve ağrı oluşabilir. Kronik iltihaplarda ise ağızda sürekli kuruluk, kötü tat ve tekrarlayan ağrılar görülebilir. Tümör varlığında ise genellikle sert, ele gelen kitle şeklinde belirti ortaya çıkar. İyi huylu tümörlerde ağrı nadirdir, ancak kötü huylu tümörlerde hızlı büyüme, ciltte çekilme ve yüz sinirinde felç gibi bulgular olabilir. Ayrıca Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklarda ağız kuruluğu ve göz kuruluğu en belirgin şikâyetlerdendir.

Parotis bezi seröz mü?

Parotis bezi, seröz yapıda olan bir tükürük bezidir. Bu özellik, salgısının su içeriği yüksek ve enzim açısından zengin olduğunu ifade eder. Seröz salgının en önemli bileşeni amilaz enzimidir. Amilaz, karbonhidratların sindirimini başlatır ve yiyeceklerin daha kolay parçalanmasını sağlar. Parotis bezinden salgılanan seröz tükürük, ağız içini nemlendirir, yutmayı kolaylaştırır ve tat alma fonksiyonuna katkıda bulunur. Ayrıca bu salgı, dişleri koruyan doğal bir temizleyici görevi üstlenir. Parotis bezinin seröz olması, sindirimin ağızda başlamasını sağlayan en önemli özelliklerinden biridir.

Parotis bezi tümörü neden olur?

Parotis bezi tümörlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak çeşitli risk faktörleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sigara kullanımı, radyasyona maruz kalma, genetik yatkınlık ve bazı mesleki faktörler tümör gelişiminde rol oynayabilir. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar da risk faktörleri arasında yer alır. İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyür ve uzun yıllar belirti vermeyebilir. Kötü huylu tümörler ise daha hızlı büyüyerek çevre dokulara yayılabilir. Parotis bezi tümörlerinin oluşumunda hücrelerde kontrolsüz çoğalma temel mekanizma olarak kabul edilir.

Parotis bezi ne üretir?

Parotis bezi, ağız sağlığı ve sindirim için gerekli olan seröz içerikli tükürüğü üretir. Bu tükürüğün içinde yüksek oranda su, elektrolitler, amilaz enzimi ve bağışıklık sistemine destek sağlayan çeşitli proteinler bulunur. Özellikle amilaz enzimi, nişastaları parçalayarak sindirimin ilk aşamasını başlatır. Ayrıca salgılanan tükürük, ağız içinin sürekli nemli kalmasını sağlar, dişleri çürüklere karşı korur ve yemeklerin daha kolay yutulmasına yardımcı olur. Parotis bezinin ürettiği salgı, aynı zamanda tat alma duyusunu destekleyerek ağız içi fonksiyonlarının sağlıklı şekilde devam etmesini mümkün kılar.

Parotis bezi hangi sinir innerve eder?

Parotis bezinin salgı fonksiyonunu kontrol eden sinir “glossopharyngeal sinir” yani 9. kranial sinirdir. Bu sinir, parasempatik lifleri aracılığıyla parotis bezine ulaşıp tükürük salgısını başlatır. Bununla birlikte parotis bezinin içinden geçen ama onu uyarmayan önemli bir sinir daha vardır: “fasiyal sinir” yani 7. kranial sinir. Fasiyal sinir, bezin içinden dallarına ayrılarak yüz mimik kaslarına gider ve bu nedenle parotis ameliyatlarında büyük önem taşır. Cerrahi sırasında fasiyal sinirin korunması, hastanın mimik fonksiyonlarını kaybetmemesi için kritik öneme sahiptir.

Parotis tükürük bezi tümörü belirtileri nelerdir?

Parotis tükürük bezi tümörlerinin belirtileri tümörün iyi huylu ya da kötü huylu olmasına göre değişiklik gösterebilir. İyi huylu tümörlerde en sık görülen bulgu, genellikle ağrısız ve yavaş büyüyen bir şişliktir. Bu şişlik, kulak önü veya çene hattında belirginleşebilir. Kötü huylu tümörlerde ise şişlik daha hızlı büyür, ciltte çekilme, kızarıklık ve hassasiyet eşlik edebilir. Yüz sinirine baskı olduğunda yüzde uyuşma, asimetri ya da felç gibi bulgular da ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda ağrı, çene hareketlerinde kısıtlılık ve yutma güçlüğü görülebilir. Tümör büyüdükçe estetik açıdan belirgin bir asimetri oluşması da dikkat çekici bir bulgudur.

Tükürük bezi şişti ne yapmalıyım?

Tükürük bezinde şişlik fark edildiğinde öncelikle nedenin araştırılması gerekir. Şişlik enfeksiyona bağlıysa genellikle ağrı, ateş ve kızarıklık eşlik eder. Bu durumda bir hekime başvurmak ve antibiyotik tedavisi gerekebilir. Tükürük taşları da bezin kanalını tıkayarak şişliğe yol açabilir; bu durumda bol sıvı tüketmek, ekşi yiyecekler yemek ve masaj yapmak taşın düşmesine yardımcı olabilir. Ancak şişlik uzun süredir devam ediyorsa, hızlı büyüyorsa veya beraberinde yüz felci, şiddetli ağrı ya da sert bir kitle hissediliyorsa mutlaka kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu tür bulgular tümör gibi daha ciddi hastalıkların habercisi olabilir.

Parotis bezi endokrin mi?

Parotis bezi endokrin değil, ekzokrin bir bezdir. Endokrin bezler salgılarını doğrudan kana verirken, parotis gibi ekzokrin bezler salgılarını kanallar aracılığıyla vücut boşluklarına iletir. Parotis bezi de tükürüğünü ağız boşluğuna açılan kanallar aracılığıyla salgılar. Bu salgının içinde sindirimi başlatan enzimler ve ağız sağlığını koruyan maddeler bulunur. Dolayısıyla parotis bezinin işlevi, endokrin sistemden farklı olarak sindirim sistemiyle ilişkilidir.

Parotis bezi nasıl açılır?

Parotis bezi tıkanıklıkları genellikle tükürük taşları veya kanal iltihapları nedeniyle oluşur. Bu durumda bezin yeniden açılması ve salgısını normal şekilde yapabilmesi için birkaç yöntem uygulanabilir. Hafif tıkanıklıklarda bol sıvı tüketmek, limon gibi ekşi yiyeceklerle tükürük akışını artırmak ve masaj yapmak bezin açılmasına yardımcı olabilir. Daha büyük tıkanıklıklarda ise doktor müdahalesi gerekebilir. Endoskopik yöntemlerle taş çıkarılabilir ya da gerekirse cerrahi işlem yapılabilir. Ayrıca enfeksiyon kaynaklı tıkanıklıklarda antibiyotik tedavisi ile bezin işlevi düzelir. Parotis bezinde uzun süreli tıkanıklık olduğunda mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmak gerekir.

Parotis bezi hangi kanala açılır?

Parotis bezi, salgıladığı tükürüğü Stensen kanalı adı verilen özel bir kanal aracılığıyla ağız boşluğuna iletir. Bu kanal, parotis bezinden çıkarak yanağın iç kısmından ilerler ve üst ikinci azı dişinin hizasında ağız içine açılır. Stensen kanalı yaklaşık 5 santimetre uzunluğundadır ve yemek sırasında bezin ürettiği tükürüğü hızlı bir şekilde ağıza taşır. Bu sayede yiyecekler daha kolay parçalanır, ağız nemli kalır ve sindirim süreci başlar. Kanalın tıkanması durumunda ise bezde şişlik, ağrı ve iltihap gelişebilir. Bu yüzden Stensen kanalının sağlıklı çalışması parotis bezinin işlevi için kritik öneme sahiptir.

Parotis bezi kaç tane?

Parotis bezi, insan vücudunda çift olarak bulunur. Yani sağda ve solda olmak üzere toplam iki adet parotis bezi vardır. Bu bezler kulakların hemen önünde ve alt çene kemiğinin yan kısmında yer alır. Parotis bezleri dışında ağızda submandibular (çene altı) ve sublingual (dil altı) bezler de bulunur. Ancak bunların arasında en büyük olanı parotis bezleridir. Günlük tükürük üretiminin önemli bir kısmını parotis bezleri sağlar. Dolayısıyla bu bezler hem sindirim hem de ağız sağlığı açısından büyük bir rol oynar.

Tükürük bezi tümörü hayati tehlikesi var mı?

Tükürük bezi tümörlerinin hayati tehlikesi, tümörün türüne bağlıdır. İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyür, çevre dokulara zarar vermez ve erken dönemde çıkarıldığında ciddi bir risk oluşturmaz. Ancak kötü huylu tükürük bezi tümörleri hızlı büyüyebilir, çevre dokulara yayılabilir ve lenf bezlerine metastaz yapabilir. Bu durum tedavi edilmezse hayati tehlikeye yol açabilir. Özellikle yüz sinirine yakın olan kötü huylu tümörler hem fonksiyon kaybına neden olur hem de yaşam süresini etkileyebilir. Erken teşhis ve zamanında cerrahi müdahale, tedavi başarısını artırır ve hayati riski önemli ölçüde azaltır.